Türkiye Cumhuriyeti

Prag Büyükelçiliği

Dışişleri Bakanlığı Açıklamaları

No:70, 8 Mart 2017, Yunanistan Cumhurbaşkanı’nın Ege Adalarının Silahsızlandırılmış Statüsüne Dair İfadeleri Hk. , 08.03.2017

Yunanistan Cumhurbaşkanı Pavlopulos’un Yunanistan’ın ülkemizle iyi komşuluk ve samimi dostluk ilişkilerini geliştirmek istediği yönündeki ifadelerini memnuniyetle not ediyoruz.

Diğer taraftan, Yunanistan Cumhurbaşkanı’nın bu olumlu ifadelerin ardından uluslararası hukukun temel ilkeleri hakkında ciddi bir bilgi noksanlığına sahip olduğunu şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya koyan açıklamalarını ise hayret ve endişeyle izliyoruz.

Lozan Barış Antlaşması, Türkiye’nin güvenlik gereksinimlerini dikkate alarak Ege Adaları’nda gayri-askeri statü ihdas etmiştir. Paris Barış Antlaşması da bu statüyü daha da açık ve net bir şekilde tanımlamış ve devam ettirmiştir. En kısa ifadeyle, Paris Barış Antlaşması Türkiye lehine bir objektif statü yaratmıştır. Dolayısıyla, Yunanistan’ın Türkiye’nin güvenliğini tehdit eder şekilde bu adaları silahlandırmasına itirazda bulunmamız uluslararası hukuk çerçevesinde ülkemize tanınan temel bir hak ve hatta barış ve istikrarın korunması açısından bir ödevdir.

Herkesin erişebileceği bu derece basit ve temel bilgiler ortadayken, gerçekle uzaktan yakından ilgisi olmayan, hayali bir Türk tehdidinin arkasına sığınarak ve Birleşmiş Milletler Şartı’nı işine geldiği gibi yorumlayarak, Ege adalarının uluslararası antlaşmalarla silahsızlandırılmış statüsünü aşındırmaya ve hatta yok saymaya kalkmak ve buna bir de AB kılıfı uydurmaya çalışmak, olsa olsa alternatif gerçeklik dünyasında yaşayanlara uygun ve siyaseten de basiretli olarak nitelendirilemeyecek bir yaklaşımdır.

Yunanistan ülkemizi uluslararası kamuoyunda Ege’de gerilimi tırmandırmakla itham etmektedir. Hal böyleyken, uluslararası hukuku sistematik olarak ihlal etmekte beis görmeyen Yunanistan’ı temsil eden en üst düzeyli yöneticinin bu tip kışkırtıcı eylem ve söylemlere başvurmuş olması herhalde, başta AB ülkeleri olmak üzere, tüm uluslararası kamuoyuna Ege’de gerilimi tırmandıran tarafın kim olduğuna dair somut bir ipucu da vermiştir.

Yunanistan Ege meselelerinin çözümünde uluslararası hukukun önemine atıf yapmakta, ancak uluslararası hukuk çerçevesinde kendi yükümlülüklerini yerine getirmeye çağrıldığında, bundan kaçınmaktadır. Muhatabımızın bu tutarsız yaklaşımına ve daimi hale gelen kışkırtıcı söylemlerine rağmen, uluslararası hukuktan doğan hak ve yükümlülüklerimize ve devlet ciddiyetine bağlılığımızdan taviz vermeyeceğimizi dünya kamuoyuna bir kere daha duyuruyoruz.